Bugun...



BEN GAZETECİYİM ; SATILIK KALEM DEĞİLİM !

Gazetecilik, kimi zaman toplumun hafızası, kimi zaman vicdanı olur. Biz gazeteciler, bir insanın başarısını gördüğümüzde, onu toplumla paylaşmaktan mutluluk duyarız. Hele ki o kişi, azminin ve emeğinin sonucunda bir yerlere gelmişse, onun hikâyesini yazmak bizim için bir görev değil, bir gurur meselesidir.

facebook-paylas
Güncelleme: 18-06-2026 13:38:32 Tarih: 18-06-2026 13:32

BEN GAZETECİYİM ; SATILIK KALEM DEĞİLİM !

Gazetecilik, yalnızca haber yazmak değil; vefa, emek, sadakat ve vicdan mesleğidir.

mesleğin en acı tarafı da tam burada başlar.

Gazetecilik, çoğu zaman dışarıdan göründüğü kadar kolay bir meslek değildir. Bir gazeteci, yıllarını habere, insana ve güvene adar. Birini tanıtmak için zamanını, bilgisini ve emeğini ortaya koyar. O kişinin hikâyesiyle ilgilenir, araştırır, anlatır. Kimi zaman bir kelimeyi defalarca değiştirir, kimi zaman bir fotoğraf için kilometrelerce yol yapar. Ama sonunda ortaya çıkan şey, sadece bir haber değil, bir insana verilen değerdir.

Ben, bugüne kadar yüzlerce kişiyi tanıttım. Akademisyenleri, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları, iş insanlarını… Bazıları daha yolun başındayken yanlarında oldum, başarılarını ilk ben yazdım. Kimini o ilk haberle kamuoyuna tanıttım, kimini yıllarca takip ettim. Kimi zaman ‘bu adam veya bu kadın ileride çok konuşulacak’ dedim ve öyle de oldu. Ama ne yazık ki, o ‘çok konuşulanlar’ arasında, sonradan bizi unutanlar da oldu.

ben baştan diyorum zaten

Evet, gazeteciliğin en büyük talihsizliği budur: Birini alkışlarla uğurlarsınız, o kişi sahneye çıktığında arkasına bile bakmaz.

Önceleri çok saygılı davrananlar sonradan sanki sizi hiç tanımamış gibi davranırlar. Küçük bir işletmeden büyük bir markaya dönüşenler, o yola çıkarken yanlarında kimlerin olduğunu unuturlar. Kimi sanatçılar, ilk konserini duyuran haberi ben yazmışım, ama sonrasında selamı kesmişler. Bir siyasetçi vardır, seçim öncesi her gün arar, röportaj ister, destek bekler. Seçimi kazandıktan sonra ortadan kaybolur. Bir akademisyen, bir ödül töreninde adını duyurduğumda bana teşekkür etmişti; yıllar sonra kürsüde ‘basın bazen gereksiz büyütüyor’ diyebildi.

Yani, gazetecinin kaderidir bu. Yazarsın, anlatırsın, tanıtırsın; ama sonunda ‘görevini yaptı’ denir. Oysa gazeteci, birine borçlu olduğu için değil, hak edenin görülmesi için yazar. Ben de öyle yaptım.

bazılarını keşke fark etmeseydim

Bir yazar-ressam vardı. Henüz kimse tanımazken, beni tavsiye etmişler ,geldi ,06 şubat 2023 depremiyle ilgili çalışmaları vardı.onun girişimciliğini ben fark ettim. O dönem attığım bir manşet, bir anda onu kamuoyuna taşıdı. Sonra o kişi, yükseldi, yükseldikçe beni tanımaz oldu.Burnu büyüdü,bir yerleri de kalkmış muhakkak ,kendi  çapında bilinen bir isim oldu. Ben ise, yıllarca onu yazmaya, başarılarını duyurmaya devam ettim. Ama gün geldi, aramızda bir soğukluk oluştu. Sebebi basit: İlgisizlik. Bir selam eksikliği, bir vefa eksikliği…

Bir gazeteci olarak ben, kimseye mecbur değilim. Ama yaptığım haberin, karşı tarafta bir saygı, bir takdir uyandırmasını beklerim. O da insanlık gereğidir. Çünkü ben, kimsenin reklamcısı değilim. Benim kalemim, parayla değil, inançla hareket eder.

ben edeceğime o bana  sitem eder

Manavgat’ta bana gelen insanları hiç geri çevirmedim ,haberini yaptım,tanıttım. Ben, birini tanıtmak için saatlerimi, günlerimi harcarım. Bir cümleye anlam yüklemek için defalarca düşünürüm. Yazdıklarım binlerce kişiye ulaşır, o kişinin tanınırlığını artırır. Ama bazen o kişi, ‘beni yazmayı bıraktın’ diye sitem eder. Oysa ben, yazmamayı bir cezalandırma yöntemi olarak değil, bir kırgınlık göstergesi olarak görürüm. Bir gazeteci kırıldığında yazmaz. Kızdığında değil, üzüldüğünde susar.

Gazeteciliğin talihsizliği işte budur: Birilerini parlatırsınız, sonra o ışık gözünüzü kamaştırır. Birini anlatırsınız, sonra o kişi kendi masalına sizi dâhil etmez. Ama biz gazeteciler, yılmayız. Her şeye rağmen doğruyu, hak edeni yazmaya devam ederiz.

gazetecilik bende gönül işidir

Benim için gazetecilik, bir geçim kapısı değil, bir yaşam biçimidir. Ben, doğruluk uğruna kalem oynatırım. Yanlış gördüğümü yazarım, doğruyu da överim. Ama hiçbir zaman birini övmeye mecbur hissetmem. Ne kadar meşhur olursa olsun, birinin laubaliliğine boyun eğmem.

Ben gazeteciyim. Ve gazetecinin itibarı, hiçbir makamdan, hiçbir servetten küçük değildir. Vefasızlıklar gelir geçer, ama gazetecinin onuru kalır. Benim de tek sermayem budur: Onur, emek ve kalem.

Ve son sözüm şu olsun: Bir gazeteciyi kaybetmek kolaydır, ama onun gönlündeki yerini geri almak imkânsızdır. Çünkü biz gazeteciler, kırıldığımızda sessizleşiriz. Ama o sessizlik, bir ömür boyu hatırlanır.

mustafautku




Bu haber 1509 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER 3.SAYFA Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI