Bugun...


Mustafa Koçak

facebook-paylas
ESKİ MESİRE YERLERİMİZ (1)
Tarih: 27-05-2026 18:06:00 Güncelleme: 27-05-2026 18:08:00


İnsanların yoğun çalışma hayatının ardından temiz havada dinlenmesi, eğlenmesi ve moral bulması geçmiş yıllarda hayatın en önemli alışkanlıklarından biriydi. Haftanın yorgunluğunu atan insanlar, mesire yerlerinde hem sağlık bulur hem de yeni haftaya daha mutlu başlardı. Belki bunu anlatırken eksik kalan yönler olabilir ama ben sizlere eski Karaman’ın mesire yerlerini, oralarda yaşananları ve insanların nasıl bir birlik beraberlik içerisinde vakit geçirdiğini anlatmaya çalışacağım. Sizler de okurken o günlerin özlemini bir nebze olsun hissedersiniz.

Karaman’daki belli başlı mesire yerlerini, bildiğim ve yaşadığım kadarıyla şöyle sıralayabilirim: Devlet Demir Yolları ve İstasyon Parkı, Sakabaşı Mahallesi’ndeki elektrik santrali ve Ağa Değirmeni, Şeker Pınarı ile Kalpaklı Değirmeni, Kazalpa Deresi ve Köprübaşı Kale civarı, Fisandun Deresi ve köyü, Hüyük Değirmeni ile Gavurlar Mezarlığı (Harmanyeri Siyahyer Mahallesi), Deli Pınar ve Şarözün Bağları… Bu yerlerin mesire alanı olarak kullanılması yaklaşık 1960’lı yıllara kadar sürdü, ardından yavaş yavaş eski canlılığını kaybetti.

Şimdi gelin, bu mesire yerlerinde neler yaşandığını birlikte hatırlayalım. Belki eksik anlattığım yerler olur ama o yıllardaki birlik ve beraberlik ruhunun insanları nasıl kaynaştırdığını bu alanlarda görmek mümkündü. Birbirini hiç tanımayan aileler bile burada kısa sürede samimi olur, aynı sofrayı paylaşırdı.

Haftanın son günü olan Pazar’dan önce, gidilecek mesire yeri komşular ve akrabalar arasında konuşularak kararlaştırılırdı. Sonrasında hazırlık başlardı. Kim ne getirecekse önceden paylaşılırdı. Birileri batırık malzemelerini alır, birileri çay ve yiyecek işini üstlenir, bir başkası kuru yiyecekleri hazırlardı. Et ve mangal işleri de genellikle bir kişiye bırakılır, sonra masraf ortaklaşa karşılanırdı.

Pazar günlerinin en kalabalık ve en gözde mesire alanlarından biri Karaman Devlet Demir Yolları ve İstasyon Parkı idi. Şehrin farklı mahallelerinden gelen insanlar burada buluşurdu. Akrabaların ve komşuların ilk buluşma noktaları İstasyon Caddesi, Aktekke Camii çevresi ve Hacı Beyler Çeşmesi olurdu. O yıllarda İstasyon Caddesi’nin iki yanı tamamen kavak ağaçlarıyla kaplıydı. Yaklaşık bin metre uzunluğundaki bu yol boyunca neredeyse hiç ev bulunmazdı. Sadece istasyona giderken sol tarafta Gazi Mustafa Kemal İlkokulu ve biraz aşağıda Kurşunlar’ın ahşap bahçe evi yer alırdı. Daha sonra bakımsızlıktan yıkılan bu yapının çevresi tamamen tarlaydı ve istasyona kadar başka yapı görülmezdi.

İstasyona ulaşıldığında sağ tarafta yaklaşık 15-20 bin metrekarelik büyük bir park alanı bulunurdu. Parkın yarıya yakın kısmı düz ve boş bir alandı. Burada futbol maçları yapılır, 19 Mayıs ve 30 Ağustos Bayram törenleri düzenlenirdi. O yıllarda Karaman’da Topçu ve Süvari Alayı bulunduğu için askerî törenler de bu alanda gerçekleştirilirdi. Diğer bayram kutlamaları ise Cumhuriyet Parkı ve çevresinde yapılırdı.

Yazarken bazen daldan dala atladığımı düşünebilirsiniz ama hatıralar insanı farklı olaylara götürüyor. Yazıyla anlatmak gerçekten kolay değil.

İstasyon Parkı’nın bakımı Karaman Belediyesi’ne aitti. Parkın bakımından sorumlu kişi ise Hisar Mahallesi’nde oturan parkçı Hüseyin Özdağ’dı. Hüseyin Özdağ, Saray Holding sahipleri Sami, Ahmet, Hasan ve Bahattin’in amcasıydı. Parkta piknik yapmak yasaktı ve Hüseyin Amca bu konuda kimseye ayrıcalık tanımazdı. Çiçekleri, ağaçları ve özellikle ıhlamur ağaçlarını adeta göz bebeği gibi korurdu.

“İyi güzel de sen bize bu mesire yerlerinde neler yapıldığını anlatacaktın” diyebilirsiniz. Ancak anılar insanı bazen başka hatıralara sürüklüyor.

İstasyona gelen insanların günlük yaşantısı oldukça hareketliydi. Fazla ayrıntıya girmeden anlatmaya çalışayım. Buranın en önemli özelliği bol ağaçlı olması, gölgelik alanlarının bulunması, suyunun ve tuvaletinin olmasıydı. Bir de trenlerin geliş gidişi burayı ayrı bir canlılığa kavuştururdu.

Karaman Tren Garı’na her gün yük trenleri gelir giderdi. Konya yönünden gelip Adana istikametine giden ve ters yönde hareket eden trenler günde iki geliş iki gidiş yapardı. Bunun yanında yolcu trenleri de vardı. Bunlardan biri Haydarpaşa, Bilecik, Kütahya, Afyonkarahisar, Eskişehir, Konya, Karaman, Ulukışla, Adana ve Kurtalan hattında çalışırdı. Bu tren öğle saatlerinde Karaman’a ulaşırdı. Dönüş seferi ise akşam saatlerinde olurdu.

İkinci yolcu treni ise İzmir-Karaman hattında çalışırdı. Bu tren Karaman’a genellikle öğle öncesi gelir, dönüşü ise öğleden sonra gerçekleşirdi. Saatler zaman zaman değişiklik gösterirdi.

Tren gara geldiğinde büyük bir kalabalık oluşurdu. Yolcular, vagondan inip çeşmeden su içmeye veya büfeden ihtiyaçlarını almaya çalışırken zor anlar yaşardı. Çünkü Karaman halkı genç yaşlı demeden her tren saatinde burada olur, gelen yolcuları tanısın tanımasın uğurlardı.

Bu sırada satıcılar da ortaya çıkardı. Karaman’ın meşhur kızarmış kuzu başlarını satanlar, esansçılar ve meyve satıcıları yüksek sesle bağırırdı. Hareket memurunun işareti, trenin acı düdüğü ve yolcuların el sallayışı arasında tren uğurlanır, ardından insanlar yeniden ağaç gölgelerindeki sofralarına dönerdi.

İnsanlar yanlarında getirdikleri kilimleri ve sergileri çimenlerin üzerine sererdi. Salıncaklar kurulur, ateşler yakılır, çaylar hazırlanırdı. Evden getirilen yiyecekler sofralara dizilir, sumat adı verilen örtüler yere serilirdi. Yemek yapanlar arasında en yaygın olanı kabak kavurması ve bulgur pilavıydı. Bunların yanında domates, kuru soğan, acı biber ve maydanoz mutlaka bulunurdu. Ayrıca börekler, sarmalar ve tatlılar da sofraların vazgeçilmezleri arasındaydı.

İkindi vakti yaklaşırken dönüş trenlerinin saatleri de yaklaşırdı. O saatlerde en büyük faaliyet batırık yapımı olurdu. Büyük bir hengâme içinde yapılan batırıklar sırasında bağrışmalar, gülüşmeler, şakalar ve orta oyunları eksik olmazdı. Yapılan batırıklar sadece yakın çevrede oturanlara değil, uzaktakilere de ikram edilirdi.

Mesire alanlarında çocukların ve gençlerin oynadığı oyunlar da ayrı bir güzellikti. İp atlama, uzun eşek, birdirbir, seksek, mendil kapmaca, halat çekme, körebe, elim sende, benim gibi ol, beştaş, billi atmaca ve koşmaca gibi oyunlar gün boyu sürerdi. Belki bugün bunları anlatınca “daha neler vardı” diye sorabilirsiniz ama o yılların yaşanmışlığını bugünün insanına anlatmak gerçekten kolay değil.

Bu mesire yerlerindeki birlik ve dayanışmanın tamamını anlatmaya sayfalar yetmez. Ancak bir sonraki yazımızda Sakabaşı Mahallesi’ndeki elektrik santrali ve Ağa Değirmeni çevresindeki mesire kültürünü, oradaki özellikleri ve yaşanan güzellikleri anlatmaya devam edeceğim.

Okurlarıma ve Karaman halkına sevgilerimi sunuyorum.

Not: Mesire yerlerimiz devam edecek.



Bu yazı 613 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI