|
Tweet |
Karamandan.com'da "Ankara'dan Karaman'a İyi Haberler Var" haberini henüz okumadan, Hollanda'dan sevgili Murat Ay'dan bir mesaj geldi: Tarihimize sahip çıkıyoruz. Mesajın devamında, Salavat ve Çırlavık köprülerinin restore edileceği bilgisi vardı.
Mayıs sonlarında, Emin Ege'nin ev sahipliğinde, iş insanı Osman Yurtsever ve Murat Ay ile birlikte Pamukdere Kanyonu'nu gezmiş, uzun bir parkurun ardından, güneş batmaya başlarken Çırlavık ve Salavat köprülerine ulaşmıştık.

Bu geziden aldığım notlardan biri önümde, şöyle yazmışım:
"Cırlavık ve Salavat köprüleri Karamanoğulları döneminden, 14. yüzyılda yapılmış, Pamukdere Kanyonu'nun inci gerdanlığı iki harika köprü. Yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyalar. Göksu'nun güzelliğine hayranlıkla bakarken, köprülerin haline üzüldüm."
Baharın en coşkulu günleriydi. Emin Ege'nin Pamukdere'deki bahçesinde tavşan yahnisi, domalanlı sac kavurma, tereyağlı pilav, menengeç süygününden otlu aş, koyun yoğurdu yemiş, tavşan kanı çay içmiştik.
Sonra Çırlavık'a hareket ettik. 1300'lü rakımda, aracımızı uygun bir yere park ederek, köprüye yürüdük. Sağ yanımız kayalıklar, solumuz derin bir vadiye bakan uçurum. Çırlavık'a kadar, yaklaşık 1,5 kilometrelik güzergâhta, bir karıştan biraz daha büyük çam ve meşe fidanları gördüm. Saymadım ama binden fazla fidan dikkatimi çekti.

Fidanların fotoğraflarını çekerken, Emin Ege yaklaştı, suç işlemiş gibi, mahcup
"Bu fidanları ben aldım, bazı arkadaşlar yardım etti, birlikte diktik" dedi.
Emin Ege'nin en büyük sevinci, dikilen fidanların fire vermemesiydi. Kayaların arasında, avuç içi kadar toprak olan her yere fidan dikmişler. Bahar yağışları fidanlara yaramış, sert zemini beslemiş. Bunun sonucu, minicik çam ve meşeler şimdiden kökleriyle hayata tutunmuş.
Güzergâhın on, on beş sene sonrasını hayal ettim. Benim ömrüm görmeye yetmeyecek. Ne gam: Çam ve meşelerin yeşilliğinde ve serinliğinde Çırlavık'a yürüyen gezginler görecek ya.
Ülke sevgisi, öyle hamaset yüklü, cafcaflı laflarla olmaz. Bir ağaç dikeni, bin cilalı laf edenden değerli görürüm. Emin Ege'ye hayranlığım bir kat daha arttı.
Çırlavık Vadisi'nin en dar yerinde, Göcer, Damlapınar ve Kızılca köyleri sınırlarında olan, 1280 rakımdaki köprü tam bir seyirlik eser. Kırk yıl öncesine kadar kullanılmış. Yayalar ve kervanlar bu köprüden geçmiş. Akdeniz Bölgesi'ni İç Anadolu'ya bağlayan en önemli geçitlerden biriymiş.

Osmanlı'nın son dönemine kadar köprünün bir ucunda güvenlik amaçlı karakol varmış. Sonra yıkılmış. Şimdi karakoldan iz bile kalmamış. Köprünün zeminden yüksekliği tahminime göre 30-35 metre civarında.
Yaklaşık 700 yıllık köprü, maalesef yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Defineci olarak bilinen tarihi eser yağmacılarının ve iklim koşullarının etkileri sonucu köprüde hasarlar oluşmuş. Birçok duyarlı vatandaş, Karaman'da yetkililere durumu iletmiş. Köprünün onarıma ihtiyacı olduğu dile getirilmiş. Girişimler sonuçsuz kalmış.
Salavat Köprüsü, Çırlavık'tan biraz daha aşağıda, yarım saatlik yürüyüş sonrası ulaşabildik. Çekilen zahmete değdi. İki kaya arasına kondurulmuş bir gerdanlık daha. Göksu'ya ne yapılsa helal olsun. Göksu, Anadolu topraklarındaki cennet ırmağı.

Köprüye Salavat denilmesinin hikmeti, görkeminden, üzerinden geçenlerin tüylerini ürpertmesinden olmalı.
Salavat'ın bağlantı taşları bile dökülmeye başlamış. Eğer restore için biraz daha gecikilirse, bu ata yadigârı köprüyü bir sonraki kuşak göremeyecek.
Karaman Milletvekili Osman Sağlam'a nazar değmesin. Bir süredir çok aktif. İl Başkanı değişikliğinden sonra Karaman'a daha çok gelmeye başladı sanki. Her hafta bir müjde veriyor. Karaman'la yatıp Karaman'la kalkıyor. Canlı yayında izledim, ateş gibiydi, heyecanlıydı.
Osman Sağlam, Çırlavık ve Salavat gibi, koruma altındaki iki tarihi köprümüzü hatırlayıp, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'dan restorasyon sözü almış.

Milletvekili Sağlam, açıklamasında şöyle demiş: "Şehrimizin tarihî ve kültürel değerleri arasında yer alan Çırlavık ve Salavat köprülerimiz zamanın etkisiyle yıpranmış durumdaydı. Yaptığımız görüşmeler neticesinde, her iki köprümüzün de restore edilmesi sözünü aldık. Karaman’ımızın tarihî mirasına sahip çıkacak, bu kıymetli eserleri gelecek nesillere taşıyacağız."
Söz mü sağlam, köprü mü sağlam, bekleyip göreceğiz. Köprülerin restorasyon sürecini yakından izleyip sizlerle paylaşacağım. Her gecikme, köprünün ölüme yaklaşması demek. Bunu unutmayalım.

Ahmet Tek