Siyasetin partili Genel başkanlar,siyasi partilerin il,ilçe başkanları ve Partili milletvekillerinin karşı tarafı sadece eleştirmek üzerine kurulu bir siyaset amacı güttüğü ülkemizde maalesef iktidarı eleştiren,hakaret eden,hatta küfürler içeren konuşmalarla siyaseti dizayn etmeye çalışan muhalefet partilerinin elinde oyuncak olmuş bir ülkeyiz artık.
Eski başkanlardan örnek alın
Geçmişte siyasi parti genel başkanlarından hiçbir zaman aşağılayacı,küfürler ve hakaretler dolu söylemler pek çıkmazdı.Bu günkü siyaset genel başkanlarına baktığımızda tamamen küfürbaz,hakaretçi tavırlarla gözleri dönmüş,ağızlarından köpükler çıkaran siyasetçileri görünce lanet olsun böyle siyaset anlayışına demekten başka bir şey gelmiyor içimizden.
Particiliğin en hassas dönemlerinde,ihtilaller,darbeler,terör rüzgarlarının estiği dönemlerinde bile bu kadar küfürbaz,şuurunu kaybetmiş,ağzından salyalar akıtarak hakaretler eden parti başkanları olmamıştı.Hükümeti eleştiren partilerin Genel başkanları eleştirmenin yanında çözüm önerilerini de beraberinde açıklar veya iktidara olumlu tavsiyelerde bulunurdu.Hatta dahası da bu dönemlerde darbe yapan ordu mensupları Generaller bile şimdiki siyasi parti liderleri kadar küfürbaz değillerdi.
Fazla özgürlük zarar verdi
Ülke insanını siyasetle ne durumlara düşürdüğünün farkında olmayan bu fütursuz zihniyet yüzünden erkekler,kadınlar ve çocuklarımız artık söz dinlemez,büyüğünü, küçüğünü bilmez duruma geldiler maalesef.Gençlik ve bazı sendikalar,sivil toplum kuruluşları özellikle muhalefet kanadını oluşturan siyasi partilerin oyuncağı olmuş meydanlara çıkma özgürlüğü hakkını kullanarak iktidarı eleştirmekten geri durmuyorlar.Sorunları dile getirmek,hakkını istemek güzel bir şey de,hani çözüm ?
Çözüm yok,hep eleştirmek,hakaret,hep istemek,hani fedakarlık,hani memleket sevdası. Maalesef yok.
Rezaleti görüyoruz
Hep birlikte görüyoruz ve yaşıyoruz,ülkemiz bir batağın içerisinde.son dönemde ekonomide, gelir dağılımında ve daha birçok alanda yaşanan olumsuzluklar var.Ekonomisi batırılmış, gelir dağılımı perişan olmuş, gençlerin umutsuzlukla göç etmeye çalıştığı, global ölçekte göçmen ayrıştırma merkezine dönüştürülmüş,emeklinin 2008 yılından itibaren hakkı yenmiş,fırsatçılara gün doğmuş,ev kiraları başta olmak üzere her şeye zam üstüne zam, trafik kazaları, yangınlar, cinayetler, mafya infazlarıyla çok sayıda vatandaşın yaşamını yitirdiği, siyasetçilerin ağır ihanetine uğramış bir ülke durumundayız. Bu çok üzücü manzaraya rağmen başka Türkiye yok.Bu durumlara hakaret ve küfürlerle değil hukuki zeminlerde çıkış yolu bulmak,bu krizleri hep birlikte aşmak zorundayız. Bu konuda daha ılımlı olamazmıyız?.Yangını iyice körüklemenin bize faydası olmadığı bilinciyle hareket edemezmiyiz ?.
Oyuna gelmeyelim
Bu hakaretler devam ettiği sürece hani o dış güçler,emperyalist güçler varya işte onların ekmeğine yağ sürmekten öte gidemeyiz.Çünkü,onlarında istediği bu.Terörizmle ülkemizi bölemeyen ABD,İsrail,İngiltere gibi güçler Türkiye’yi kendi vatandaşlarıyla vurmak,ve diz çöktürmek istiyorlar.Bu oyuna gelmeyelim.
Ve,şunu unutmayalım; Siyaset arenasından Ne İnönü’ler,Ecevit’ler,Türkeş’ler,Erbakan’lar,Özal’lar, geldi geçti.Elbet bir gün Erdoğan’da gider,Bahçeli’de gider.Bu bir siyaset oyunu, zamanı gelince herkes gider.Baki kalan bu kubbede Türkiye olmalıdır.