|
Tweet |
Oğuz Türklerinin bilinen en eski destansı halk hikâyeleri olan Dede Korkut Kitabı 12 öyküden oluşur. En çok bilinen ve en çok anlatılanı, kitabın 5. sırasındaki "Duha Koca Oğlu Deli Dumrul" adlı hikâyedir.
Türkiye'de "Deli Dumrul" olarak bilinen hikâyenin girişi şöyledir: "Meğer hanım, Oğuz'da Duha Koca oğlu Deli Dumrul derlerdi bir er var idi. Bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçeninden otuz üç akçe alırdı, geçmeyeninden döve döve kırk akçe alırdı. Bunu niçin böyle ederdi? Onun için ki benden deli, benden güçlü er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın der idi, benim erliğim, bahadırlığım, kahramanlığım, yiğitliğim Rum'a, Şam'a gitsin, ün salsın der idi."
Karaman'da Türk Dünyası Kültür Parkı adlı bir büyük mekân var. Ertuğrul Çalışkan'ın Belediye Başkanlığı döneminde temeli atılıp yine onun döneminde, 2018'de, hizmete açılan park Karaman’ın en büyük parkı.

Park içerisinde;
· -Teras alanı ile birlikte toplam 4 bin metrekare kır lokantası,
· -Mescit,
· -Kültür evi-müze,
· -5 bin 350 metrekare suni gölet,
· -Gölet üzerinde 40 metre açıklığa sahip asma köprü,
· -Bin 450 metrekare yürüyüş ve bisiklet parkuru,
· -Kameriyeler,
· -Çocuk oyun grupları,
· -Tuvaletler, lavabolar,
· -Yürüyüş yolları ve
· -Otoparklar bulunuyor.

Karaman'a her gittiğimde uğrarım ve parktan şehri, Karadağ ve Hacıbaba'yı, ovayı, özellikle gün batımını izlerim.
Parkın proje tasarımı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi hemşehrimiz Prof. Dr. Ahmet Cengiz Yıldızcı'ya ait.
Prof. Dr. Yıldızcı, birkaç gün önce onlarca ödülüne bir yenisini ekledi. Yıldızcı, Peyzaj Mimarlığı Bölümleri Konseyi (PEMKON) tarafından eğitime yapmış olduğu katkılar için Türkiye’de ilk "Peyzaj Mimarlığı" bölümünü kuran Prof. Dr. Sadri Aran ödülüne layık görüldü.
Türk Dünyası Parkı, sadece şehre hakim bir tepede bulunduğu için değil, peyzaj ve tasarımıyla da çok özel.
Türk Dünyası Kültür Parkı'nda Deli Dumrul hikâyesini hatırlatan olay, suni gölet üzerindeki 40 metre açıklığa sahip asma köprü oldu.
Gölette bir damla su yok. Zemin örtüsü kavlamış. Sıva ve boyalar dökülmüş. Çirkin bir görüntü. İki bölümden oluşan göletin ortasındaki asma köprü ise iki yönlü kapatılmış. Hem de cezaevi çevresine çekilen dikenli tellerle örülmüş.
Susuz göletin iki yönlü kapatılan asma köprüsünde Deli Dumrul yok. Dolayısıyla ne geçenden 33 akçe ne geçmeyenden döve döve 40 akçe alınıyor.
Karadenizlilerin aklına gelmez böyle bir buluş. Susuz göletin üstündeki asma köprüye tel örgü çekme işini kim akıl ettiyse, kim devam ettirdiyse onlara plaket verilmesini öneriyorum.
Yeminle, buradan bir Aziz Nesin öyküsü çıkar. Komik, acayip ve akıl almaz bir durum.

Birlikte gezdiğimiz dostlara sordum:
- Bu acayipliğin bir sebebi olmalı?
Bir arkadaş, "Gölete düşen olabilir endişesiyle kapatılmıştır" diye fikir yürüttü.
Bir başka arkadaş bu fikre karşı çıktı. Dedi ki;
- Her gün onlarca ölümlü trafik kazası oluyor. Aynı mantıkla yollara da dikenli tel örgü çekilsin.
Uzatmak yersiz. Sorun anlaşıldı. Bir asma köprümüz var. Çit çekilmiş, tel örgülerle iki yönlü giriş ve çıkışı kapatılmış. İyi ki Pvc kapı taktırıp kiltlememişler. Belki masraftan kaçtılar.
Parkta gördüklerim bu kadarla sınırlı değil. Kültür Evi diye bir mekân var, hiç kullanılmadığını söylediler. İçini görmedim. Modern bir mekâna benziyor.
Bir set üzerinde yan yana sıralı kameriyeler var. Bunların boyaları dökülmüş, ahşaplar çürümeye başlamış. Kameriyelerin bankları yoktu. Yurdum insanında çare tükenmez. Kilimi, örtüsü olanlar yayılmışlar. Ne yapsınlar, güneşin altında pişsinler mi?
Ertuğrul Çalışkan hiç mi Karaman'a gelmez? Yaptırdığı parkın halini hiç mi görmez? Neredesin Ertuğrul Başkan!

Ya hocaların hocası Prof. Dr. Ahmet Cengiz Yıldızcı tasarımını yaptığı parkı görse, Allah muhafaza, kalp krizinden gidebilir.
Hocanın, Türkiye ve yabancı ülkelerde peyzaj uygulama projelerini gerçekleştirdiği bazı projelerini hatırlatmak isterim:
İstanbul Ulus Parkı, Maçka Demokrasi Parkı, Bakırköy Botanik Parkı, Bursa Soğanlı Botanik Bahçesi, Hayvanat Bahçesi, Nilüfer Belediyesi Kent Meydanı, Bolu Kent Meydanı, Muş Lale Vadisi ve Gölet Parkı, Diyarbakır Dicle Park ve Koru Parkı ile Bakü Ekoloji parkları.
Bu park ve bahçelerden hiçbirinin başına kendi memleketindeki Türk Dünyası Kültür Parkı'nın başına gelenler gelmemiştir.
Türk Dünyası Kültür Parkı'na ilişkin ilk yazımı 16 Şubat 2019'da yazmışım. Parkta dikkatimi çeken eksiklik ve özensizlikleri eleştirdiğim yazının son bölümü şöyle: "Parkı canlandırmak, adına layık hale getirmek bundan sonra yeni belediye başkanının sorumluluğunda olacak. Bir başlangıç yapılmış, çok da iyi olmuş. İyileştirme ve geliştirme işi artık yeni sezona kaldı.

Park kış boyunca ‘kış uykusu’na yatmış. Açık olan tek bir büfe bile yoktu. Yine çok sayıda köpek vardı. Parkı kış günlerinde de açık tutacak, hizmet sunacak konuma getirmek kanaatimce belediyenin görevi olmalı."
William Shakespeare’in "Hamlet" eserinde geçen meşhur sözünü kim bilmez:
"Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu."
Günün Sözü: Yapmak ya da yapmamak, bakmak ya da bakmamak, işte bütün mesele bu.

