Bugun...


AHMET TEK

facebook-paylas
Rüşvet listemi açıklıyorum !
Tarih: 26-12-2024 10:54:00 Güncelleme: 26-12-2024 10:54:00


Ak Parti Karaman İl Başkanı Murat Öztürk, bir açıklama yapmış. Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesinin sorunlarını anlatmış.
Kim kaleme almışsa kötü yazmış. Türkçe notuna sıfırı bastım. Bu kadar bozuk cümle kurmayı nereden öğreniyorsunuz? Hani Karaman Türk dilinin merkeziydi?

Ak Parti İl Başkanı, yazılarımı okumadığını ima ederek, dürüst ve objektif olmadığımı iddia ediyor. Daha vahimi “Birilerinin kulağına fısıldamasıyla gazetecilik olmaz.”demesi. Gazetecilerden başka herkes gazeteciliği biliyor. Akıl veren verene. Aptalların tek cömertliği başkalarına bol bol akıl vermektir.

Aşağıdaki cümle çok bozuk:
“Son günlerde para karşılığında bazı kişilerin gazetecilik adı altında haber yapanların çokluğu dikkate alındığında kayda değer bir ücret almış mıdır onu bilemem onu da kendi vicdanına ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum.”
Para aldığımı iddia ediyor. Kayda değer olup olmadığını bilmiyormuş. Ücret kelimesini kullanması yanlış olmuş.

Karaman’da yıllardır aynı sözleri duyarım. Dedikoducuların, fitne fesatların ağızlarının geviş konusu. Haysiyetsizliğin ilk belirtisi dedikoduyla yumurtlanan iftiradır. Özellikle seçim dönemlerinde. “Filan falandan şu kadar para almış. Filan şu kadar para karşılığında yazı yazmış” gibi.

Yalakalık, yandaşlık gazetecilik kapsamında değildir. İnternet sitelerinin sayısı Karaman’da bile 50’yi geçmiş. Seçim döneminde aday ve parti reklamları için gazetelere para ödendiğini biliyorum. Para gazeteciye değil, gazete sahiplerine ödenir.

Reklam, dünyanın her yerinde paralıdır ve çok pahalıdır. Benim çalıştığım dönemde Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında çıkan bir santimlik ilan parası, Ankara Kızılay’da bir metrekare iş yerinin satış rakamının üzerinde olurdu.

Gazeteler ticari kuruluş. Kim kimden, ne amaçla para aldı? Ben bunları bilemem. Benim ilgi alanım da değil. Cep harçlığına, avantaya tenezzül eden çapsızlar olabilir. Şantaj yapanlar çıkabilir. ‘Benim tuzum kuru.’ Sırça Köşk’te yaşıyorum. Kimseden beklentim yok, kimseye minnetim yok.

Ayrıca Karaman’dan para çıkmaz (!) Karaman FK’nın kampanyasını görmediniz mi? Fiyaskoyla bitti. Karaman’da kendini övdürmek veya başkasına hakaret ettirmek için birine para veren kişi salaktır. Ya da şantaja maruz kalmış bir ahlâksızdır. Parayı alan kişi ise gazeteci değil üçkâğıtçıdır, şantajcıdır, tetikçidir.

Kıymetli okur, Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki olayı anlattığım yazıda hizmet eksikliğine, kirliliğe, işlerin yürümediğine, kadro yetersizliğine veya başka sorunlarına dair görüş bildirmedim. Çünkü bu konulara daha önceki yazılarımda çokça değinmiştim.

Benim o yazıda dikkat çektiğim tek konu vardı:
-Ak Parti İl Yönetimi hangi sıfat, yetki ve kendilerinde hak görerek, bir başhekimi il binasına çağırabiliyor?
-Randevu alınmadan, kapı çalınmadan başhekimin makamına hangi hak ve yetkiyle girildi?
-İl başkanının başhekime emir verme hak ve yetkisi var mı?
-Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki sorunların çözümünün yolu gelinen nokta mı?

Bir daha soruyorum!
1-Başhekime telefonla mesaj gönderip İl Başkanlığı binasına gelmesini istediniz mi istemediniz mi?
2-Size, İl Sağlık Müdürlüğünde görüşelim yanıtı verildi mi, verilmedi mi?
3-Başhekimin odasına randevusuz ve izinsiz girdiniz mi, girmediniz mi?
4-Hak ve yetkiniz olmadığı halde başhekime emirler yağdırmaya kalktınız mı, kalkmadınız mı?
5-Başhekim sizi öfkenizle baş başa bırakıp makam odasından ayrıldı mı, ayrılmadı mı?
6-Vazolar ve biblolar yere saçıldı mı saçılmadı mı?

Bu soruların yanıtını istiyorum. Siz hangi yetkiyle bir başhekime talimat verme hakkını kendinizde gördünüz? Yaptığınız açıklama bile utanç belgesi. Farkında değil misiniz? Yaptığınız davranış ahlâki mi, yasal mı? Siz kimsiniz?

Kıymetli okur!
Ak Parti il başkanı olayı yalanlamamış. Açıklamasında kendince haklı(!) gerekçeler bulmuş ve bunları sıralamış. Olayı normal görüyor. Bunları yapmaya hakkı olduğuna inanıyor. Bu kafada olan başkaları da var. Demek ki başka birimlerin müdürlerini de hesaba çekme yetkisini kendilerinde görüyorlar. Bu muameleyi sineye çeken müdür varsa yazıklar olsun. Biz bu hale mi düştük!

Karaman 20 senedir Ak Parti ekibinin yönetiminde. İktidar sizsiniz. 8 yıldır Karaman’da yazı yazıyorum. Çeşitli konularda yazdığım köşe yazısı sayısı bini geçmiştir. Karaman’a sekiz yılda ancak 8-10 kez gitmişimdir. Sizlerden, yakınlarınızdan rüşvet mi istedim? Yemeğinizi mi yedim, çayınızı, kahvenizi mi içtim? Sizi ve ekibinizi iyi ki tanımıyorum.

Parayla yazı yazdığım iftirasından medet uman ilk kişi siz değilsiniz. Sizden önce de eleştiri kültüründen nasipsiz biri, Mevlüt Akgün’den 1 milyon lira aldığımı iddia etmiş. İddianın sahibi sizin partinizden değil, rakibinizdi.

Mevlüt Akgül, hem sizin meslek büyüğünüz hem partinizin ağabeyi. Sizi Karaman’a getiren kişiymiş. Benim yakından tanıdığım biri değil. Ne alışveriş yaptım, ne yolculuk. Mevlüt Akgün 20 yıldır Ankara’da yaşıyor ve sadece bir kez görüştüm. Son seçimde adayınız oldu. Sonucu hatırlatmama gerek var mı? Aldığınız oyu bir daha yazmak istemiyorum. Ama görüyorum ki düştüğünüz yerden hâlâ kalkamamışsınız.

Lütfen Mevlüt Akgün’e sorun, bana para vermiş mi? Sizin siyasi rakibiniz bu iftiraya sarılırken sessiz kalmanız bile size vereceğim not için yeterlidir. Bir de onun yalanının peşine düşüyorsunuz. Bir açığınız var ve bunu kapatmak için bana para verdiğiniz yalanına yapışıyorsanız yazıklar olsun. Sizi, yakın çevrenizi ve ekibinizi tanımıyorum.

Seçim sonuçlarını hazmedemediğinizi görüyorum. Karaman’da Ak Parti kaç parça? Eski yol arkadaşlarınız nerede? Bu gidişle Karaman’da etrafınızda adam bırakmayacaksınız. Karaman Kızılay Şubesi’ne 6 araçla çıkarma yapmışsınız. Ankara’ya gönderilen dosyanın bir sureti elimde. Kızılay ile alıp veremediğiniz ne? Partinize oy vermediğini söyleyen birini Belediye Meclis üyeliği için aday gösteren kim? Seçildikten sonra neden istifa etti?

İki vekiliniz var, ikisi de birbirine mesafeli. Kanlı bıçaklı demiyorum. Bir vekil hiç il binasına uğramıyor. Sizinle muhatap olmuyor. Niye? Bunlar olacak şey mi? Siz neyi paylaşamıyorsunuz? İki vekilinizin de çayını içmiş değilim. Çayı içilmeyecek adam olmadıkları için değil, denk düşmedi.

Sizden ricam, bugüne kadar hangi gazetecilere, ne kadar para verdiniz? Bunları açıklayın! Reklam paraları dahil. Hangi gazetecinin kızı, oğlu, gelini, yakını işe alındı? Kimlere referans oldunuz? Kimlere söz verdiniz? Çevre Yolu başta olmak üzere yarım kalmış işlerinize bir bakın. Siz kendinizi eleştirenlere çamur atarak başarılı olamazsınız. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Öfke bir nimettir ama kontrol altında olduğu sürece. Partinizin en yaşlı üyesinin başına kalem fırlatmışsınız. Beni ‘papidiklerle’ karıştırmayacak kadar liyakate sahip değil misiniz?

“Mevcut belediye başkanı seçilirse yönetimden istifa ederim” diyen ve tükürdüğünü yalamayan, Karaman FK için servet harcamış olan Süleyman Han’ı yalnız bıraktınız. Farkında değil misiniz? Siyasetin yol arkadaşlığı olduğunu düşünürdüm. Şeref tribününde yanında oturan ekibinizden hangisi şimdi Süleyman Han’ı arayıp soruyor? Yarın aynı akıbeti siz yaşayacaksınız.

Karaman’a gittiğimde sizlerden ve her türlü çirkin ilişkiler ağından uzak kalmaya çalışıyorum. Aslında bu tür yazı yazmaktan da haz ediyor değilim. Sizler, hepiniz süpersiniz. Karaman’ın medarıiftiharısınız. Her yaptığınız iş çok güzel. Eleştirilecek yanınız yok. Ben bunları unutup sizi öfkelendiren yazılar yazıyorum. Haklısınız. Ne yaparsın, bendeki meslek aşkı! Zihin ve kalem durutmuyor. Ben gündeme getirmesem Karaman’da bu konuları yazmaya cesaret eden çıkmıyor.

Karaman’da herkesin istediği “kol kırılsın yen içinde kalsın” edepsizliği mi? Siyasi partilerin il ve ilçe yöneticilerinin tamamı da aynı düşüncede mi? Bakın CHP’li vekile, konuya hiç girmedi. Biri ona muhalefet kelimesinin anlamını izah etsin. Partisinin muhalefette olduğunu hatırlatsın. Ahmet Tek’i varsın sevmesin. Ama sıcak olaylardan kaçmasın. Bir görüşü olmalı kişinin, bir duruşu, tepkisi…

Sosyal medya çöplüğüne düşmeyenimiz var mı? Hepimiz her gün birkaç saatimizi oradan atık toplamaya ayırıyoruz. Sosyal medyada Can Yücel’in mal beyanı listesi diye bir yazı yıllardır paylaşılır.
“Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen, gökyüzünde bi bulut, Bitlis’te beş minare, biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili…” diye devam eden uzun bir liste.

Benim en sevdiğim kısmı “Anne babadan kalma, yarısı yaşanmış bi ömür” cümlesi. Benim kalan ömrüm o kadar uzun değil. Okurken hem gülümsüyor hem Can Yücel’i hatırlıyoruz. Ama gerçek bu değil. Bu yazı, “Met-Üst” olarak tanınan karikatürist, yazar ve dergici Metin Üstündağ’a ait. Can Yücel’le ilgisi yok.

Ben de Karaman’dan topladığım rüşvetlerin listesini çıkardım. Met-Üst’ten ilhamla yazıyorum:
1-Beyşehir’e postalanan imamdan vefat etmiş yakınlarım için hatim,
2-Morcalı köyünden yatsı ezanı, cami şadırvanında el yüz yıkamak,
3-Güldere köyünde bir gözeden içtiğim avuç dolusu su, bir yaşlı kadının verdiği birkaç ceviz,
4- Ayrancı’nın Ambar köyü yakınlarında süper büyüklükteki bir çiftlikte fotoğraf çekimi ve geyikleri yemlemek,
5-Duru Bulgur’da kuru fasulyeye ekmek banmak,
6-Karaman Belediyesinin Ongun İşletmesinde çalışan işçileri ziyaret ve bir kutu pestelma,
7-İki kıymetli öğretmenimden koleksiyonum için iki güzel baykuş objesi,
8-Bazı yazar arkadaşlardan imzalı kitaplar,
9-Karadağ’ın temiz havası,
10-Kral Yolu’nun güzelliği,
11-Baharda çektiğim kır çiçeği fotoğrafları,
12- Üç beş güzel insanla keyifli yemek muhabbetleri,
13-Gazi Kültür Merkezindeki sohbet ve müze ziyareti,
14-Sertavul akşamları,
15-Karamandan.com ofisi balkonunda kahve keyfi,
16-Karaman Gastronomi ve Turizm Derneği üyeleriyle arabaşı eşliğinde tanışmak,
17-Avukat Şahin Yıldız’ın yaşam öyküsünü kendi ağzından dinlemek,
18-Yaşar Evcen Konağı’nda eski evimizin havasını hissetmek,
19-Cumhuriyet İlkokulunda çocukluğuma geri dönmek,
20-Gazeteci Medeni Yavuzarslan’ı ziyaret ve yıllar sonra mürekkep kokusuyla yeniden karşılaşmak,
21-Zeytinyağı lezzeti, bisküvi ve elma kokusu,
22-Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kan tahlili,
23-Karasakal Hoca ile sohbet ve bana hediye ettiği Niyazî Mısrî Divanı’nın Osmanlıca baskısı,
24-Yazmaya fırsat bulamadığım Karaman Yeni Stadı yakınlarında bir etli ekmek salonunda yediğim pide, Kültür sokağında bir lokantanın lezzetli bamya çorbası,
25-Ben çobanım diyerek yüce gönüllü bir ağa olduğunu gördüğüm kişinin bahçesindeki endemik türler arasında yürüyüş, koyun yoğurdu ve domalan sote,
26-Lale bahçesinin lalesiz hali, lavanta tarlaları ve bir fırtınalı günde yuttuğum tozlar,
27-Bir taziye mekanında uzattığım elimi sıkmak yerine boşlukta bırakıp yanıma oturan belediye başkanının tepkisi,
28-Hiç tanımadığım kişilerin “Ahmet Hocam yazılarınızı okuyorum” sözleri.

Not: Öfke kurbanı imam efendinin ‘gönderdim’ dediği, benim duymadığım, dinlemediğim, üstelik inanmadığım hatmi isteyene ücretsiz devretmeye hazırım. Başkasının hatminden bana fayda mı olur?

Günün Sözü: Ahlâk, dinden önce gelir. Üslûb-u beyân ayniyle insan” 

Ahmet Tek

 



Bu yazı 735 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI