|
Tweet |
Sevgili Remzi Tartan'ın, "Karaman Altın Şehir" övgüsünü benim de aralarında bulunduğum tüm dostları sahiplenir. Koro halinde "Karaman Altın Şehir" diye tempo tutmuşluğumuz bile vardır.
Mayıs ayında on altı günlük Karaman gezimde "Altın Şehir"in gezmediğim köşesi kalmadı. Şehir merkezinde dikkatimi çeken ve beni üzen birçok konuyu gündeme taşıdım.
Kale eteklerinin bakımsızlığını, Kale kapılarının yıllardır kapalı olduğunu, Topucak, Seki Çeşme, Abbas, Koçakdede ve Sakabaşı başta olmak üzere eski mahallelerin viraneye dönmüş hallerini, tarihi çeşmelerin kaderine terk edildiklerini ve daha nice konuyu çektiğim fotoğraflar eşliğinde sizlerle paylaştım.

Çektiğim fotoğraflarla Aktekke Meydanı, "Kütüksüz Park" (Sahi kütüğü nereye gitti?) veya Gazi Kültür Merkezi'nde bir sergi açılabilir. Fotoğraflar görmezden gelinen oysa göze batan yerleri hatırlatır. Altın Şehir Karaman'ın 2026 yılı Mayıs ayında çekilen röntgeni diyebilirsiniz. Röntgen tedavi için yol göstericidir. İzlenecek yolu uzmanlar belirler.
Karaman'da camiler dışında gerçekten korunmuş, bakımlı tarihi eser ve kültür varlığımız var mı?

"Kaderine terk edilmedi, çevresiyle birlikte sahip çıkılarak güzelleştirildi, tanıtımı için her imkân kullanıldı" diyebileceğimiz bir eser, bir yerleşim yeri gösterebilir misiniz?
Ben en yakından başlayım; Taşkale'ye taş üstüne taş koyuldu mu? Bir halı müzesi açılamaz mıydı? Göves ve Zengen Vadisi için ne yapıldı? Bu iki yer, Türkiye'nin en ilginç oluşumlarını bağrında taşıyan coğrafya.
Hiç mi güzel yeri yok? Olmaz olur mu, ne güzellikler var. Şehir merkezinde benim güzel diyebileceğim ilk yer mezarlık. "Ölesim geliyor" desem yalan olur. Nasılsa hepimiz bir gün öleceğiz. Pek acele etmeye gerek yok. Ayrıca bizim aceleciliğimizi ecel umursamaz.
Şehir mezarlığının güzelliği 2009 ile 2014 yılları arasında beş yıl Karaman Belediye Başkanlığı yapan Kâmil Uğurlu'nun mimarlık eğitimi ve mesleki tecrübesinin imbiğinden süzülen, liyakatlı bir elin sihirli dokunuşlarıyla ortaya çıkmış. Ahmet Yesevi Camisi gibi bir pırlanta yüzüğü, mezarlığın yüzük parmağı olan yere ancak Kâmil Uğurlu kondurabilirdi.

Yine bazı fotoğraflar paylaşacağım. Biri, Türk Dili Parkı'ndan. Karaman'ın en güzel noktasında, halk arasında "Hurdalık" olarak adlandırılan Cumhuriyet Parkı'nın tam karşısı.
O güzelim park bomboş, oturacak bir yer olmadığı gibi bank da konulmamış. Parkı güvercinler işgal etmiş. Öyle çoklar ki, ben fotoğraf çekerken güvercinlerin zemine sıvadıkları pisliğin kokusu çekilir gibi değildi.
Ayrıca, parkın duvarla sınır oluşturan bölümünde yapılan çalışmada plastik veya yapay sarmaşık türü çiçeklerin kullanıldığını gördüm. Plastik yapay çiçekler genellikle sahteliğin ve kalitesizliğin simgesi olarak değerlendirilir. Ben plastik çiçeklerin 1980'lerde kaldığını sanıyordum. Yanılmak insana özgü.

Türk Dili Parkı, estetik dokunuşlarla ve iyi bir projeyle Karaman'ın en güzel parkı olabilir. Küçüklüğü dezavantaj değil, avantajdır. Unutmayın: Küçük güzeldir.
Çeşmeli Kilise'yi gezdim. İçeride bazı duvarlarda yoğun rutubet var. Görünen o ki, su almış. Çeşmeli Kilise'nin çeşmesi ise anlam veremediğim bir şekilde Karaman Müzesi'nin bahçesinde. Kiliseye adını veren çeşmenin yerinden sökülüp müze bahçesine transferinin bir mantığı olmalı.
Sonraki yazılarda sizleri Göksu'ya kadar götüreceğim. Karaman'ın iki güzel köprüsünden fotoğraflar paylaşacağım. Salavat ve Cırlavık; Karamanoğulları döneminden, 14. yüzyılda yapılmış, Pamukdere Kanyonu'nun inci gerdanlığı iki harika köprü. Yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyalar. Göksu'nun güzelliğine hayranlıkla bakarken, köprülerin haline üzüldüm.

Ahmet Tek