
Manavgat kurulduğu tarihten itibaren ticarette ve denizcilikte önemli bir yere sahiptir.
1560 yılında Kanuni Sultan Süleyman zamanında Manavgatlı Bezirganlar, Manavgat’ta yetişen ürünleri ve sanat aletlerini İstanbul'a götürüp satıyor, dünyadan İstanbul'a gelen malları alarak Teke Yöresinde satıyorlardı..
Özellikle Manavgat’ta keten üretimi yapılıyor ve bu ketenden dokuma ürünleri, çuvallar, çeşitli boy ve ebatta ipler, denizcilikte kullanılan halatlar üretiliyordu.
Manavgat’ta Manavgat Ulualan gölünde ve Köprüçay civarında çeltik üretimi yapılıyor, en iyi pirinç ve tohumluk pirinçler üretilerek satılıyordu.
“Manavgat altın susamı” ve tahini bölgede bulunan 17 değirmende işlenerek Dersaadet’e gönderiliyordu.
Piyaz ve sebzevat yetiştiriciliği ve satışı ile turunçgiller üretimi yapılıp ciddi miktarda satışı yapılmaktaydı. Bölgede yetişen endemik tıbbi bitkilerden sabit ve uçucu yağ ve zeytin yağı satışı da en önemli emtialarımızdandı.
Bu ürünleri deve kervanına yüklemiş İstanbul'a satışa giden bezirgânlarımız, Kocaeli vilayetine bağlı Ereğli karyesi sınırında Arnavud çetelerce durdurularak malları soyulmuştur. Dersaate bu durum bildirilince, Kocaeli Beyine “A_{DVNSMHM_00007_00009 Tarih Hicri 04.02.975” yazılan ferman ile şakilerin bulunması ve mallarının zararlarının ödenmesini emretmektedir.
Bu olay bize Manavgat'ın tarihsel süreç içinde ne kadar önemli bir ticaret havzası olduğunu, İstanbul ile ticari bağlarının olduğunu, Manavgat’ın sonradan kurulmadığını ve hep var olduğunu göstermektedir.